SORGULAMAK!

Sorgu; çoğunluk tarafından kabul görmüş doğruların akıl ve bilim temelinde irdelenmesidir.

Sorgu, sorgulama, sorgulamak…

İnsanın var oluşu ile başlar…

Bilim adamları, felsefeciler en çok sorgulayanlardır.

Bugünlere de onların sorgulamaları sayesinde gelinmiştir.

Her dönemin kendine göre doğruları vardır.

Bugünün doğruları yarının doğruları olmayabilir.

“Dünya, tepsi gibi dümdüzdür” doğrusu uzun yıllar kabul gördü.

Coğrafi keşifler öncesi, dünyanın bilenen büyüklüğüne inanıldı.

Kölecilik, Feodalite, kapitalizm en iyi yönetim şekilleri sanıldı.

Buluşların, keşiflerin her dönem için son olduğu iddia edildi.

Her doğal afette de dünyanın sonu geldiği söylendi.

Büyük afetlere kıyamet günü dendi…

Irkların, sınıfların üstünlüğü savunuldu.

Değişmeyen tek şey değişimdir…

Doğrular sürekli değişiyor.

Bir değişim döngüsü her daim vardır ve de var olacaktır.

İnsanlar bu değişimi sorgulayarak öğrenir.

Sorgulanmadan öğrenme gerçekleşmez; öğrenilen bilgiler, sadece zihinde yer kaplar. Bilginin öğrenilmiş olması için; davranışa dönüşmesi gerekir.

Bir hikâye anlatılır: Bir kışlada yeni yapılan bir anıtı korumak için askerler tarafından tutulan nöbet zaman içinde sürekli hale gelir ve yıllarca o anıtın başında askerler nöbet tutar. Bir zaman sonra tutulan nöbetin yapım aşamasında anıtın zarar görmemesi için olduğu anlaşılır ve askerlerin nöbet tutma süreci sona erer.

Sorgulamak; neden aramaktır. Doğru bilgiye ulaşmaktır.

Sorgulamak kolay bir iş de değildir

Sürüden kopmak, aykırı sayılmak…

Cezalandırılmak…

Tek başına kalmak…

Tek olmak…

Cezası ne kadar ağır olursa olsun…

Meyvesi paha biçilmez değerdedir.

Sorgulamak…

Kutsal bir görevdir.